» hakkımızda » tedaviler » kadromuz » randevu » basında biz
Alanında Lider
Estetik Uzmanları ile
Güzelliğinizi Taçlandırın !
 

 

leke tedavisi

CİLT SOYMA YÖNTEMLERİ

Medikal Estetikte, tüm dünyada gençleşme, leke ve skar konularında ilk tercih olarak kullanılan cilt soyma tedavileri...

Lekeler ve Tedavileri

Medikal Estetikte, tüm dünyada gençleşme, leke ve skar konularında ilk tercih olarak kullanılan cilt soyma tedavileri...

1 - Fototerapi ile Leke Tedavisi

Pigmantasyon: Bazı lazerlerin çok yüzeyel olarak başarabildiği ve bazı lazerlerinde agresif olarak tedavi edebildiği pigmenter lezyonların lazerlerle tedavisi kolay değildir; tecrübe ve uygun lazer gerektirir. Medikal estetik alanındaki çok hızlı değişen, teknolojik gelişmelerin üniversitelerde takip edilmesi ve bu tür tedavilerin hastanelerde uygulamaya geçilmesi mümkün değildir. Ama kişilerin estetik kaygılarının ne denli önemsendiği göz önüne alınırsa bu konulara odaklanmış doktorlar tarafından yapılması şarttır.

2 - Leke Tadavisinde Oksijen ve Mikrodermabrazyon

Cilt yaşlanırken gülmek,ağlamak,mimiklerimiz ve tiklerimiz nedeniyle kas gruplarımıza yaptırdığımız hareketler ve bu hareketlerin devamlı yapılması sonucu oluşan kuvvet çizgiler ve kırışıklıklar meydana gelmektedir.Bu kırışıklıkların ve bir çok cilt sorununun gözle görülür bir şekilde iyileştirilmesinde ve giderilmesinde kullanılan yöntemlerden biri olan mikro kristallerin cilde püskürtülerek,cildin yüzeysel tabakalarının aşındırılması prensibine dayanan bir yöntemdir.Bu işlemde,cilt yüzeyine temas eden mikrokristaller yumuşak bir soyma işlemi yapmakta,ölü hücreler ve deri artıkları cihazın vakum sistemi tarafından emilmektedir.

Soyma işleminin fiziksel olması,işlemin tamamen ağrısız gerçekleşmesi,anesteziye gerek duyulmaması ve diğer mikrodermabrazyon cihazlarının kullandıkları mikrokristaller ve çalışma prensipleri nedeniyle yol açabilecekleri cilt alrjileri,hipertrofik iz ya da keloid artışı ve yeni iz oluşumu gibi hiçbir yan etkiye sebep olmaması Derma-Charm’ı estetisyenlerin ve doktorların en büyük destekçilerinden biri konumuna getirmektedir.

Yeterli seans sonrasında ; tıkanmış gözenekler açılır ve gözenek boyutu daralır,bazal katmandaki yeni hücre oluşumu desteklenir,vücudun protein üretimi artar ve kolajen üretimini aktive edildiğinden dolayı ciltte belirgin bir toparlanma ve canlanma oluşur.


Güneş Işınları

Güneş, yaydığı UVA, UVB ışınları nedeniyle cilt hücrelerini bozduğu için oldukça zararlı. UVA ve UVB ışınlarını birçok kişi ismen biliyor. Ancak bu ışınların özelliği, birbirinden farkı ya da benzerliği pek bilinmiyor. Ultraviyole A ışınları yeryüzüne ulaşan ancak ozon tabakasında süzülmeyen ışınlar arasında yer alıyor. Bu nedenle güneş ışığı içinde UVB’ye göre 1000 kat daha yoğun olarak bulunuyorlar. Bulutlardan ve camdan geçme özelliğine sahip. Derinin alt tabakasına etki ettikleri için, bronzlaşma gelişiyor. Ultraviyole B ışınları ise yeryüzüne ulaşarak güneş yanığına veya kızarmaya neden oluyor. Üstelik bu ışınlar derideki hücrelerde, bağ dokusunda ve deri damarlarındaki hasarın başlıca sebebi. Her ne kadar uzun yıllar UVB ışını daha zararlı olarak bilinse de yapılan araştırmalar UVA ışınlarının daha zararlı olduğunu ortaya koyuyor. Bugün ultraviyolenin, deri kanserlerine neden olduğu biliniyor. Bu sebeple özellikle güneş altında çalışan insanlar ve deniz kenarında bronz bir ten uğruna saatler boyunca güneşlenen kişiler risk altında.

"Uzun süre güneşe maruz kalma, derinin bağ dokusunu etkileyeceğinden, kronik hasarlanma sonucu, erken deri yaşlanması ortaya çıkacaktır. Güneş ışınları pigment hücrelerini de etkilediğinden istenmeyen çiller veya lekelerin oluşması kaçınılmazdır. Diğer taraftan güneş ışınları, bağışıklık sistemini zayıflatmakta bunun sonucunda infeksiyonlara direnci azaltmaktadır."


Lekeleri Önemseyin

Güneş lekeleri, ultraviyole ışınlarına maruz kalınması sonrası gelişen küçük, koyu sarıdan kahverengiye değişen pigmentte, cilt lezyonları olarak tanımlanıyor. Güneş ışınlarına maruz kalınmaya devam edildikçe renklerde koyulaşma daha belirgin olarak ortaya çıkıyor. Bu lekeleri tetikleyen sadece güneş ışınları da değil. Son yıllarda moda olan solaryuma giren kişilerde de lekeler görülüyor. Bu kahverengi lekeleri kişinin genetik özellikleri, hormonal durumu, alınan sıvı gıdalar ve ilaçlar da etkiliyor.

Vital O2 Oksi Terapatik Bakımın Faydaları

Oksijen hücresel metobolizmayı ve kan dolaşımını uyarır Oksijen hücreler arası lenfi ,bağ dokusunu ve bazal tabakayı besler Oksijen zarar görmüş dokuları yeniler Oksijen cilt yaşlanma prasesini yavaşlatır Oksijen cildi güçlendirir ve sıkılaştırır Oksijen safsızlıkları elimine eder ve aktif akneleri azaltır Oksijen serbest radikal oluşumuna karşı koymak üzere cildin antibakteriyel savunmasını güçlendirir.

3. Kimyasal Peelingler ve Uygulamaları

Günümüzde hem kozmetik hem de terapötik amaçla yaygın olarak kullanılan kimyasal peeling deriye çeşitli kimyasal maddeler uygulanarak dermis ve epidermiste makroskopik ve mikroskopik düzeyde degişiklikler oluşturulmasıını sağlayan bir yöntemdir.

Kimyasal Peeling etki mekanizmasi ve dermatopatolojik değişiklikler

Kimyasal peelingin bir çok endikasyonu olmasına rağmen en sık solar(güneş lekeleri) hasar ve yaşlanmaya bağlı meydana gelen degişikliklerin tedavisinde kullanılmaktadır. Yaşlı ve solar hasara ugramış deride en onemli bulgu elastozistir. Elastozis, dermal kollajenin yerini yoğun miktarda kalın ve düzensiz elastik fibrillerin aldığı dejeneratif bir olayı temsil eder. Elastozis arttrkça, bununla orantılı olarak kollajen miktarında da azalma meydana gelir. Bu durumda dermisteki fibröz ağ viskoelastik özelliğini kaybeder ve gerilmeye karşı direnç azalır. Bir başka değişiklik kan damarlarının düzensizleşmesidir.

Epidermis ve üst dermiste etkili kimyasal peeling uygulamalarından sonra bu bölgelerde kontrollü bir kimyasal yanık oluşur. Bu bölgelerden hasarlı elastotik tabakalar uzaklaştırılırken bunların yerini yeni üretilen kollajen alır. Peelingden 48 saat sonra alınan biyopsilerde epidermiste papiller dermise kadar uzanan bir keratokoagulasyon nekrozu ve bunun çevresinde inflamatuar bir reaksiyon görülür. Epidermal rejenerasyon 48 saat sonra başlar ve ortalama 7 günde tamamlanır. Dermal rejenerasyon ise daha geç meydana gelir. 3 ay soma alınan biyopsilerde peeling öncesi dağınık ve düzensiz görünümde olan kollajenin hem miktannm arttığı hem de katı ve kompact bir hal aldığı görülür.Üst dermiste yaklaşık 2-3 mm kalınlığında düzenli bir dizilim gösteren dermal fibril demetleri oluşur.

Peeling sonrasi meydana gelen bu histopatolojik değişiklikler genellikle 15-20 yıl devam ederken, bazı kişilerde ömür boyu kalıcı da olabilmektedir .